
Uygulayıcılarının birbirlerine vurmaksızın rakiplerini yenmeye çalıştıkları bir spor türü. Güreş tarihteki en eski sporlardan biridir ve zamanla farklı stil ve formları geliştirilmiştir. Güreş genellikle savaş sanatları arasında değerlendirilir.
Güreşte pek çok ulusal stiller gelişmiştir. Türkiye'de Yağlı Güreş, Hindistan'da Pehlwani, Japonya'da Sumo, Moğol Güreşi gibi. Bazı kanıtlar güreşin insanoğlunun en eski sporu olduğunu göstermektedir. Antik bazı tasvirlerde iki rakibin güreş tuttuğu sahneler yer almaktadır. Tevratta Yakub'un bir melekle güreş tuttuğu ifade edilir ve kendisine "Tanrı ile güreş tutan" adı verilir.
Güreş diğer savaş sanatlarının da birbiriyle bir araya getirildiği karşılaşmalarda önemli bir yer kazanmıştır. Çoğu dövüşçü kendilerini güreşle tanımlamaya veya sanatları arasına güreşi de katmaya başlamıştır. Güreş formları kendini koruma-karışık savaş sanatları sistemi içine alınmıştır. Bunlar arasında bazıları Shootfighting, Sambo, Pancrase. Randy Couture, Mark Coleman, Takanori Gomi gibi bazı başarılı dövüşçülerin de arkaplanında güreş vardır;
Güreş tarihi ilk insanla başlar.ilk çağlarda düşünme yetisi dışında diğer çanlılardan farklı olmayan insan vahşi hayvanlara ve doğaya karşı kendini ailesini koyabilmesi kısaca yaşamını sürdürebilmesi güreşmesine bağlıydı kısaca güreşi tanımlarsak Güreş ayakta kalma sanatıdır.Güreş her ne kadar Biz Türklerin ata sporu olarak tanımlasakta güreşin evrensel bir spor dalı olduğunu yer yüzünde kayıtlara geçmiş 200.ün üzerinde güreş türünün değişik yörelerde otantik olarak yapıldığı söylenir ülkemizde Resmi Fila nın dışında Yağlı güreş/aba güreşi ve karakucak güreşi halen değişik yörelerimizde yapılmaktadır.birçok savunma sporunun güreşten derleme olduğunu söyleyebiliriz örnekleyecek olursak Aikido,Judo tamemen bizim Anadoludan karakucak güreşine benzer.
Yağlı güreş, geleneksel bir Türk sporudur. Güreşçiler vucutlarına yağ sürerek güreştikleri için bu şekilde adlandırılır. Er Meydanı denilen alanlarda yapılır.
Güreşçilerin vucutlarının yağlanması nedeni ile birbirlerini tutmaları zorlaştığından, büyük güç ve ustalık gerektiren bir spordur.
Yağlı güreş Mısır kaynaklıdır. Deniz ticareti sayesinde Avrupa'ya, Balkanlar'a taşınmıştır. Özellikle bir düğün eğlencesi olarak, güreşçilerin büyük toprak sahipleri tarafından davet edilmeleriyle başlamıştır. Türklerin MÖ 4. yy.dan beri güreş yaptıkları bilinmektedir. İlkbahar aylarında doğanın canlanışı için yapılan kutlamalarda, evlenme merasimlerinde, zafer şölenlerinde hep güreş müsabakalari yapılırdı. Osmanlı İmparatorluğu’nda karakucak ve yağlı güreşler yaygın olarak ve devletin kontrol ve himayesinde yapılmaktaydı. Birçok bölgede güreş tekkeleri kurulmuş, bunların başlarında şeyh denilen eski ve ünlü pehlivanlar görev almıştır.
Günümüzde de bu geleneğin bir uzantısı olarak organize edilen güreş etkinliklerinde, ağalık sistemi ile masrafları karşılayan bir kişi bulunur. Bu kişiler genellikle yörenin tanınmış ve varlıklı kişileridir.
Osmanlı padişahlarından Sultan 4. Murad ve Sultan Abdülaziz de bizzat güreş yaparak bu spora gösterdikleri önemi göstermişlerdir. Edirne Sarayiçi’nde yapılan 650 yıllık geçmişe sahip Kırkpınar Yağlı Güreşleri, bu sporun Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterir.
1996 yılında Geleneksel Spor Dalları Federasyonu kurulmuş ve yağlı güreş için önemli bir adım atılmıştır.